İktisatçı Prof. Dr. Yaşar Uysal, Türkiye Cumhuriyeti'nin 103 yıllık dönemini, bugün ekonominin en büyük sorunu olan enflasyon açısından mercek altına aldı.
Atatürk döneminde fiyatlar genel düzeyini tanımlayan gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) deflatöründeki artışın diğer deyişle enflasyon oranının negatif olduğunu belirten Uysal, "Fiyatlar, ortalama olarak yüzde 1,9 oranında gerilemiştir. Enflasyon açısından en başarısız dönemler ise 1980-99 ile 2000-2025 olmuştur" dedi. Prof.
Dr. Uysal, ANKA Haber Ajansı'na, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 103'üncü yıl dönümünde Atatürk döneminde ve izleyen yıllarda ekonomide izlenen politikaları ve sonuçlarını karşılaştırmalı olarak değerlendirdi. Uysal, 29 Ekim 1923 tarihinde kurulan Cumhuriyet'in çağının ilerisinde bir anlayış ve bütünsel bir yaklaşımla yurdu yeni baştan yapılandırma sürecine girdiğini belirterek, "Bunda da büyük ölçüde başarılı olmuştur.
Politik, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutların her birinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bu başarılan somut olarak görülen alanlarından biri de ekonomidir" dedi.
YILDA ORTALAMA YÜZDE
7,9 BÜYÜME 1924-1938 yılları arasında ekonominin büyümesine, üretilen mal ve hizmet miktarındaki artışa işaret eden Uysal, "Bu dönemde ekonomi yıllık ortalama olarak yüzde 7,9 oranında büyümüştür. Bu hıza, izleyen yıllardaki hiçbir dönem yaklaşamamıştır. Sektörel boyutta da benzer bir durum söz konusudur.
Kuruluş döneminde tarım ortalama olarak yüzde 10,1, sanayi sektörü yüzde 9,9, hizmetler sektörü yüzde 6,7 oranında büyümüştür. Bu hızlara az da olsa yaklaşılan dönemler 1950-1960 ile 1963-1979 olmuştur" diye konuştu. Uysal, 1980 sonrasında tüm sektörlerde büyüme hızında belirgin bir yavaşlama olduğuna dikkati çekti.
FİYATLAR ARTMADI, GERİLEDİ
Uysal, Atatürk döneminde enflasyonun izlediği seyrin de son derece özel bir nitelik taşıdığını, fiyatlar genel düzeyini tanımlayan gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) deflatöründeki artışın diğer deyişle enflasyon oranının negatif olduğunu söyledi. Uysal, "Fiyatlar, ortalama olarak yüzde 1,9 oranında gerilemiştir. Enflasyon açısından en başarısız dönemler ise 1980-99 ile 2000-2025 dönemi olmuştur" dedi.
Dolar kurunun da 1924-1938 döneminde gerilediğini vurgulayan Uysal, "TL, ABD doları karşısında ortalama olarak yüzde 1,5 oranında değer kazanmıştır. Dolar kuru artışında yani TL'nin değer kaybında da 1980-99 en başarısız dönem olmuştur" diye konuştu. 1924-1949
ARASI BÜTÇE FAZLASI
Cumhuriyet'in ilk yıllarında, birçok yokluğa rağmen bütçe dengelerinin korunmasına özel önem verildiğini kaydeden Uysal, 1924-1949 arasında bütçe fazlası verildiğini, bu dönemde ortalama olarak GSYİH'nın binde biri ve üçü oranında fazla verildiğini kaydetti. Uysal, izleyen tüm dönem ortalaması olarak bütçenin açık verdiğini ifade ederek, "1980-2025 arası en fazla açık verilen dönem olmuştur" dedi.
Henüz üç beyazda (un, şeker ve patiska) bile kendine yeterli olamayan bir ülkede, 1924-1938 döneminde yıllık ortalama olarak 7 milyon dolarlık dış ticaret açığı verildiğini hatırlatan Uysal, 1939-1949 döneminde 19 milyon dolar fazla verildiğini vurguladı. Uysal, bu gelişmenin yapılan yatırımlar ve üretim planlamasındaki etkinliğin bir yansıması olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.
Uysal, izleyen dönemlerde sürekli ve artan oranda dış ticaret açığı verildiğine dikkati çekti. Uysal, şunları kaydetti: "Bu veriler Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte ekonomide de çok büyük başarıların gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır. Bu nicel göstergeler yanında analitik düşün, pragmatik davran şeklinde tanımlanabilecek, insanlık tarihinin gördüğü en büyük ve en bütünsel lider Atatürk'ün yaklaşımının da iyi anlaşılması gerekmektedir.
Tarıma ve çiftçilere, planlı sanayileşmeye, kurumsal yapının güçlendirilmesine, liyakate verdiği önem ve öncelik bugünlere de ilham verecek niteliktedir. Kuşkusuz her dönemin farklı koşulları bulunmaktadır. Her dönemdeki uygulamalardan ve yaşanan gelişmelerden, hatalardan öğrenilecek çok şey vardır.
Ancak Cumhuriyet'in kuruluşunu; idealizm, yurtseverlik, çalışma azmi ve liyakate verilen önem ve sağlanan topyekun gelişme açısından ayrı bir yere koymak hakkaniyetin bir gereğidir."




